Hastalığı nedeniyle 21 yaşında olmasına rağmen 1-2 yaşındaki çocuk gibi görünen Adanalı ''Cam Çocuk'', olumlu unsurları ön plana çıkartıp mutlu olmasını bilerek ve sürekli umut vererek yaydığı pozitif enerjiyle örnek bir yaşam sergiliyor.
Bu İşlemi Yapabilmeniz İçin Üye Olmalısınız
Gizle
Adana'nın merkezinde bulunan Vali Konağı yakınındaki annesine ait iÅŸ yerinin adeta maskotu olan Zeki Sürenler, hastalıkla yaÅŸamayı nasıl öÄŸrendiÄŸini anlatırken, kendisini “engelli deÄŸil diÄŸer insanlardan farklı” ÅŸeklinde tanımlıyor.
Hayatının baharında kabul edilen bir yaÅŸ grubunda olmasına raÄŸmen 1-2 yaşındaki çocuk görünümünün kendisini hayata küstürmediÄŸini ifade eden Zeki Sürenler, hastalığının yaÅŸamı süresince kendisini bırakmayacağının bilincinde olduÄŸunu, bunun ise mutlu olmasını engelleyemeyeceÄŸini söyledi.
Sürekli tedavi altında tutulan, hastane ve fizik tedavi eksersizlerinden arta kalan zamanının önemli bir bölümünü okuma ve genel yayın yönetmenliÄŸini yaptığı gazetenin hazırlıklarıyla geçiren Zeki Sürenler, “Annemin sevgisi ve özverisi sayesinde yaÅŸama tutundum. Herkes bir fabrikadan çıkmış gibi tek tip olsaydı, dünya bu kadar renkli olmazdı. Ben ve benim gibiler aslında özürlü deÄŸil, farklı olanlarız” dedi.
Çıkardığı aylık gazeteyi tekerlekli sandalye ile sokak sokak gezerek satan Zeki Sürenler, hiçbir abartıya kaçmadan engellilerin sorunlarını ve beklentilerini kamuoyuna duyurabilmenin mücadelesini verdiÄŸini belirterek, “En büyük hayalim, gazeteyi en geniÅŸ kitlelere ulaÅŸtırmak, bir de kitap yazmak” dedi.
HASTALIÄžI KABULLENMEK
EÅŸinden ayrıldıktan sonra yaÅŸamını adeta oÄŸluna adayan anne Didem Sürenler ise “ailelerin düÅŸtükleri en büyük hatanın çocuklarının engelini kabul etmemek olduÄŸunu” söyledi.
“Hastalığı kabullenince 'neden benim çocuÄŸum' demekten vazgeçildiÄŸinde, insanın yaÅŸam felsefesi bir anda deÄŸiÅŸebiliyor” diyen anne Didem Sürenler, ÅŸöyle devam etti:
“EÄŸitimli bir anne olarak, hamileliÄŸim süresince sürekli doktor kontrolündeydim. Ama, insanın yaÅŸayacağı bir ÅŸey varsa bir ÅŸekilde yaşıyor. OÄŸlum karnımda 6 aylık olduÄŸunda, doktorum cüce teÅŸhisi koydu. Benim boyum 1,70, eÅŸimin boyu 1,90 olunca teÅŸhis doÄŸal olarak bizi ÅŸaÅŸkına çevirdi. Ayrıca, ne benim ne eÅŸimin ailesinde cüce ya da cam kemik hastası vardı. Ancak, doktorlar, genetik faktörlerin 6-7 kuÅŸak sonrasını bile etkileyebildiÄŸini söylediler.
AraÅŸtırmalar, tetkikler derken oÄŸlum karnımda 8 aylık olmuÅŸtu. Artık gebeliÄŸe son vermek mümkün deÄŸildi. Ama, bugün olsa yine dünyaya getirirdim. Çünkü, evlat, insanın canından bir parçası oluyor, ona kıyamazdım.
OÄŸlum dünyaya geldiÄŸinde gerçekle yüz yüze geldik, ona dokunmaya korkuyorduk. EÅŸim oÄŸlumuzu ilk gördüÄŸünde adeta olduÄŸu yerde yığıldı kaldı, kabullenemedi. Henüz 3 günlük bebekken doktor doktor, hastane hastane gezmek zorunda kaldık. Sonra yapamadık ve eÅŸimle ayrıldık. Åžimdi oÄŸlum ve ben birbirimize yetiyoruz.”
Anne Didem Sürenler, tekerlekli sandalyedeki oÄŸlunu, tıpkı bir bebek gibi saçını okÅŸayıp severken,”Hiç büyümeyecek bir bebeÄŸim var” diye konuÅŸtu.