Online Ziyaretçi 1
Toplam Üye 229

Koenzim Q10 Ve Hastalıklarla Ilişkisi

uzman resim

Toplam 9451 Kişi Okudu

08 Mayıs 2009 - 16:58

Koenzim Q10, (ubikinon; 2-metil-5,6-dimetoksi-1,4-benzokinon) mitokondrinin esansiyel kimyasal bir bileşenidir ve tüm hayvan ve bitki hücrelerinde bulunmaktadır. Hidrofilik benzokinon halkası ve lipofilik poli izeprenoid yan zincirinden dolayı amfipatik (bifazik) özellik göstermektedir. Ubikinon olarak da bilinen CoQ10, mitokondrinin iç membranında yer almakta ve ATP sentezindeki elektron taşıma zincirinde kofaktör olarak rol oynamaktadır.

ornek resim
ornek resim
ornek resim

Bu İşlemi Yapabilmeniz İçin Üye Olmalısınız
Gizle

ATP kimyasal enerji kaynağı olduğundan ve tüm hücresel fonksiyonlarda gerekli olduğundan, koenzim Q10 tüm vücut doku ve organlarının sağlığının korunması için önemli bir destektir.

Koenzim Q’nun çeşitli tipleri tanımlanmış ve sıfırdan itibaren numaralandırılmıştır. İnsan dokularında bulunan çeşidi koenzim Q10 dir. Diyetle ya da suplementasyonla alınabileceği gibi vücutta da endojen sentezi bulunmaktadır. Hücrede sentezlenebildiğinden dolayı vitamin olmadığı, ancak sentezinden önce hücreye halka için fenilalaninin, yan zinciri için de asetatın sağlanmış olması gerektiğinden vitamin olduğu söylenmektedir.

Koenzim Q10 tüm hücrelerde, özellikle intraselüler enerji metabolizmasında zorunlu bir rol oynadığı kalp, karaciğer, böbrek ve pankreasta tirozinden üretilmektedir. Sentezde çeşitli kofaktörler bulunmaktadır; bunlar B12 vitamini, niasin, pantotenik asit ve C vitaminidir. Koenzim Q10 sentezi yaşla birlikte azalmaktadır. 20’li yaşlarda dokulardaki konsantrasyonu en üst noktaya ulaşır.

Et ürünleri ve yağlı balıklar koenzim Q10’den zengin kaynaklardır, tam tahıl ürünlerinde, soya fasulyesinde, fındıkta ve sebzelerde, özellikle ıspanak ve brokolide, az miktarda bulunmaktadır. Diyetle ( ya da suplemanla) alınan koenzim Q10, ince barsaklarda emilir ve besin ve içeceklerin varlığından etkilenir. En iyi emilim yağlı bir öğün varlığında gerçekleşmektedir.

Emilimden sonra, koenzim Q10 karaciğere transfer edilir, burada lipoproteinlere katılır ve özellikle VLDL kolesterol ve LDL kolesterole bağlanır. Daha sonra dokularda toplanır. Bir çalışma , hem diyetle hem de supleman olarak alınan koenzim Q10’in serum düzeylerini artırdığını göstermiştir.

Q10, en az 3 mitokondriyal enzim (kompleks I, II ve III) için koenzimlik yapmaktadır. Oksidatif fosforilasyon yolundaki mitokondriyal enzimler, bütün hücresel fonksiyonların dayanağı olan yüksek-enerjili fosfat, yani ATP üretimi için esansiyeldir. Tüm yaşam formlarında, kinon halkasının esas önemi elektron ve proton taşıma fonksiyonundan kaynaklanmaktadır (hayvanlarda mitokondride ubikinon, bitkilerde kloroplastta plastokinon ve bakterilerde menakinon şeklinde).

Koenzim Q10’in mitokondriyal ve bakteriyel solunumda, elektron ve proton transportundaki rolüne ek olarak, indirgenmiş formda (ubikinol) antioksidan olduğu gösterilmiştir. Koenzim Q10, bir lipid antioksidanı olarak membran akışkanlığını regüle eder, E ve C vitamininin radikal formlarını tekrar kullanılabilir hale getirir ve peroksidasyona karşı membran fosfolipidlerini korur. Antioksidan özelliği, oksidatif hasara karşı hücre savunmasında ubikinon ve ubikinolün önemli bir rolü olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Son araştırmalar, koenzim Q10 suplementasyonunun bir antioksidan kaynağı olabileceğini ve bir takım sağlık sorunlarının tedavisinde yararlı olabileceğini göstermiştir.
Özetle koenzim Q10;

Hücre içi enerji üretiminde hayati rol oynar; elektron ve proton taşınmasında yer alır ve mitokondri membranında ATP sentezine katkıda bulunur ve normal miyokardiyal fonksiyon için gereklidir.

Yağda çözünen bir antioksidan olarak hücre membranlarının stabilizasyonunu sağlar, hücresel bütünlüğü ve fonksiyonu korur. Ayrıca E vitamininin antioksidan formuna geri dönüşümüne yardım eder.

Bağışıklığı uyarıcı aktivitesi vardır.

Koenzim Q10 vücutta sentez edilebilmesine ve diyet kaynaklarında bulunmasına rağmen yüksek dozda koenzim Q10 gerektiren klinik durumlarda üretilen miktar yeterli olmayabilir. Bununla birlikte vücudun doku ve organlarının, düzenli bir şekilde işlev görebilmesi için gerekli koenzim Q10’i yeterli oranda üretemediği durumlar ortaya çıkabilir. Koenzim Q10 yetersizliği kalp, immun sistem, beyin ve gastrik mukoza gibi metabolik olarak aktif hücre ve organ sistemlerinde daha sık görülmektedir.
Düşük koenzim Q10 seviyeleriyle bağlantılı çok sayıdaki hastalık durumunda, koenzim Q10 suplementasyonu yararlı olabilmektedir. Bunlar kardiyovasküler hastalıklar, Parkinson hastalığı, muskular distrofi, meme kanseri ve diğer kanser türleri, diyabet, erkek kısırlığı, AIDS, astım, troid bozuklukları ve periodontal hastalıklardır.

Diyetsel Koenzim Q10 Kaynakları

Tipik bir batı diyeti günlük 3-5 mg koenzim Q10 sağlamaktadır, bunun yaklaşık 2/3’si et ve kümes hayvanlarından gelir. Fakat, koenzim Q10 emiliminin %10’dan daha az olduğu düşünülmektedir. Kalp, karaciğer, böbrek ve iskelet kasları gibi enerji gereksinimi fazla olan dokular, yüksek oranda koenzim Q10 içerir.

Koenzim Q10 Yetersizliği:

Tüm dünyada bir çok araştırmacı tarafından normal kan ve doku koenzim Q10 düzeyleri saptanmıştır. Hem hayvan hem de insanlarda yapılan çalışmalarda, bir çok hastalıkta koenzim Q10 düzeylerinin önemli oranda azaldığı bulunmuştur. Koenzim Q10 yetersizliği; diyetle yetersiz alımından, biyosentezinin bozulmasından, vücutta fazlaca kullanımından dolayı oluşabilmekte ya da bu üçünün bir kombinasyonu şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Malnütrisyon ve kaşeksi durumunda diyetle alımının azaldığı tahmin edilmektedir.

Normalin altındaki serum koenzim Q10 düzeyleri ya da doku yetersizlikleri bir çok sağlık durumuyla özellikle angina, konjestif kalp yetmezliği ve hipertansiyon gibi kardiyovasküler hastalıklarla geniş oranda bir korelasyon göstermektedir. Teorik olarak, beslenme yetersizliklerinde, koenzim Q10 sentezindeki genetik defektlerde ya da özel bir hastalıktan dolayı doku gereksinmesinin arttığı durumlarda koenzim Q10 suplementasyonuna gerek duyulabilir. Bir diğer etmen de, ilerleyen yaşla beraber koenzim Q10 düzeyindeki düşüşün (hem antioksidan hem de hücresel düzeyde enerji üretimindeki kofaktör aktivitesinin azalmasıyla) yaşa-bağlı hastalıkların ortaya çıkışını etkilemesidir.

Koenzim Q10 bir vitamin ya da mineral olarak sınıflandırılmadığı için, diyetle alım referansı ya da RDA değeri bulunmamaktadır. Fakat, koenzim Q10 yetersizliği ile ilişkili bazı bulgu ve semptomların oluştuğuna dair (serum ve biyopsi örneklerine dayanarak) spekülasyonlar yapılmaktadır. Ancak, bu hastalıklarda, koenzim Q10 yetersizliğinin hastalıkların gelişmesine yol mu açtığı yoksa hastalıkların kendisinden mi kaynaklandığı tam olarak açıklanamamıştır.

Özetle şu durumlarda yetersizlik ortaya çıkabilir:

Yetersiz alınması, (özellikle hastalık nedeniyle gereksinmenin arttığı durumlarda)
Yaşlanma ya da sentez için gerekli besin öğelerinin (B6 vitamini gibi) yetersizliğinden dolayı yeterli miktarda üretilememesi
Sentezinde ya da metabolizmasında genetik ya da sonradan oluşan defektlerin olması
İlaçlarla etkileşime girmesi (beta-blokerler, clonidine, gemfibrozil, hidralazine, hidroklorotiazide, metildopa, statinler ve trisiklik antidepresanlar vb. koenzim Q10 düzeylerini düşürebilmektedir).

Koenzim Q10 Dozajı:

Koenzim Q10, 10-150 mg’lık kapsüller ya da tabletler şeklinde satılmaktadır ve genellikle 15 ile 100 mg aralığında kullanılır. Kardiyovasküler hastalığı olanlarda, dozlar genellikle 100-200 mg arasında değişmektedir fakat anginada 600 mg/gün’e kadar çıkılmaktadır.Kalp ameliyatlarına hazırlık için kullanılan dozlar 30-100 mg/gün ( ameliyattan 1-2 hafta öncesinde ve 1 ay sonrasına kadar) arasında değişmektedir.

Migrenin önlenmesinde, araştırmalarda kullanılan dozlar 100-150 mg/gün arasında değişmektedir. Mitokondriyal sitopati hastalarında günlük 15 mg/kg’a kadar olan dozlar kullanılmaktadır. Huntington hastalığıyla ilgili deneyde günlük 600 mg’lık bir doz kullanılırken, Parkinson’da 1200 mg’a kadar çıkılmıştır.

Koenzim Q10’in Güvenilirliği:

İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda görülen yan etkiler genellikle bulantı gibi hafif gastrointestinal semptomlarla sınırlıdır ve çok az bireyde rastlanmıştır. Huntington ve Parkinson hastalıklarında yapılan iki deneyde, günlük 600’den 1200 mg’a kadar herhangi bir ters etki gözlenmemiştir. En son verilerde, Parkinson ve amyotrofik lateral skleroz hastalarında günde 3000 mg’a kadar koenzim Q10’in güvenli olduğu ve tolere edilebileceği belgelenmiştir.

KOENZİM Q10 VE İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ

1.HMG-CoA Reduktaz Inhibitörleri (Statinler)
Hiperkolesterolemi koroner kalp hastalıkları (CHD) açısından iyi bilinen bir risk faktörüdür ve HMG-CoA redüktaz inhibitörleri ya da statinler, total kolesterol düzeyinin düşürülmesinde ve bunun yanında CHD riskinin azaltılmasında kullanılan en etkili yöntemlerdir.

Statinler vücutta ve beyinde HMG-CoA redüktaz enzimini inhibe ederek kolesterol sentezini bloke ederler. Bu metabolik yol koenzim Q10 ile paylaşılmaktadır Bu nedenle, bu enzimin inhibisyonu aynı zamanda koenzim Q10in biyosentezini de önlemektedir.
Simvastatin ve pravastatinin koenzim Q10 in endojen sentezini azalttığı gösterilmiştir. Bu da, koenzim Q10 konsantrasyonlarını düşürür ve ileride kardiyovasküler hastalıklar açısından potansiyel bir risk oluşturur.

Bir çalışmada, statinle tedavi edilen hastaların plazma koenzim Q10 düzeylerinin düşük olduğu ve laktat/pruvat oranının arttığı belirtilmiştir. Buna karşın, Bleske ve arkadaşları, 4 hafta boyunca 20 mg pravastatin ya da 10 mg atorvastatin alan 12 sağlıklı gönüllü bireyde yaptığı çalışmada, koenzim Q10 düzeyleri arasında bir fark bulamamıştır. Bu çalışmada sağlıklı bireylerin alınması ve çalışma süresinin kısa olması görülen etkinin yetersiz olmasına neden olmuş olabilir. Ayrıca, yakın zamanda yapılan prospektif vaka kontrol çalışması sonucunda pravastatinin, plazma koenzim Q10 düzeyini düşürdüğü ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalardaki kan koenzim Q10 konsantrasyonlarının, yalnızca total lipid ya da kolesterol seviyeleri normalize edildikten sonra belirtilmesi yerinde olur, çünkü koenzim Q10 dolaşımda lipoproteinlerle taşınmaktadır ve koenzim Q10 düzeyleri dolaşımdaki lipitlerin düzeyiyle oldukça ilişkilidir.

Statinlerin lipid düşürücü etkileri göz önünde tutulursa, bu ilaçların koenzim Q10 düzeylerini dolaşımdaki lipidlerin azalmasından bağımsız olarak düşürdüğü konusu belirsizdir. Ayrıca, çok az çalışmada hedef organlardaki koenzim Q10 içeriği incelenmiştir, bu nedenle statin tedavisinin vücut dokularında koenzim Q10 konsantrasyonlarını etkileyip etkilemediği belirsizdir. Şu anda koenzim Q10 suplementasyonunun HMG-CoA redüktaz inhibitörlerini kullananlarda yararlı olup olmadığına karar verebilmek için daha fazla araştırma yapılmalıdır.

2.Warfarin

Koenzim Q10 yapısal olarak K vitaminiyle ilişkilidir ve pro-koagülant etkileri olduğu varsayılmaktadır. Warfarin ve koenzim Q10in birlikte kullanılmasıyla, en az 4 vakada warfarinin antikoagülant etkisinin azaldığı bildirilmiştir. Bu nedenle koenzim Q10 ve warfarinin birlikte kullanımı sırasında dikkat edilmelidir. Pıhtılaşma zamanının (protrombin zamanı) izlenmesi ve değerlendirilmesi için özellikle ilk 2 hafta sık sık kan testleri yapılmalıdır.

3. Oral Glisemik Ajanlar

Koenzim Q10’in diyabetiklerde glisemik kontrolü iyileştirdiği bilinirken, glyburide, phenformin ve tolazamide gibi belirli oral hipoglisemik ajanların, endojen koenzim Q10 içeriğini düşürdüğü gösterilmiştir. Bu nedenle koenzim Q10 alan diyabetik hastalarda, hipoglisemik ajanlarda dozaj ayarlamaları gerekebilir.

SONUÇ VE ÖNERİLER:

Koenzim Q10, bütün hücrelerde doğal olarak bulunan bir bileşiktir. Doğada her yerde bulunabilir olmasından ve kinon yapısından dolayı ubikinon olarak da bilinir. Başlıca rolü mitokondrideki elektron transport sisteminde hayati bir aracı olmak olan koenzim Q10, yağda çözünür bir maddedir. Hücresel solunum ve ATP sentezi için koenzim Q10 miktarının yeterli olması gerekmektedir. Koenzim Q10 ayrıca intraselüler antioksidan olarak da görev alır.

Tüm hücrelerde, optimal fonksiyon için koenzim Q10’in esansiyel olmasından dolayı, bir çok hastalıkta yetersizliğinin görülmesi şaşırtıcı değildir. Metabolik olarak aktif olan tüm dokular koenzim Q10 yetersizliğine duyarlıdır.

Koenzim Q10 besinlerle (balık; uskumru ve sardalya - 30mg/0,5kg sardalya , ette; kalp, karaciğer, böbrek, sığır eti ve kümes hayvanları, yer fıstığı, soya yağı - 30mg/1kg sığır eti – 30mg/1,25kg yer fıstığı) birlikte alınabileceği gibi başlıca kaynağı endojen sentezidir. Ayrıca dışarıdan supleman olarak da alınabilmektedir. Bir çok formu bulunan koenzim Q10 için en iyi biyoyararlılık çözünebilir formlarından elde edilmektedir. Yağlı bir öğün tüketimi de koenzim Q10’in vücutta kullanımı açısından önemlidir.

Düşük koenzim Q10 seviyeleriyle bağlantılı çok sayıdaki hastalık durumunda, koenzim Q10 suplementasyonu yararlı olabilmektedir. Bunlar kardiyovasküler hastalıklar, Parkinson hastalığı, muskular distrofi, meme kanseri ve diğer kanser türleri, diyabet, erkek kısırlığı, AIDS, astım, migren, troid bozuklukları ve periodontal hastalıklardır.
Koenzim Q10 yetersizliğinin görüldüğü ve suplementasyona yanıt alınan bazı hastalıklarda koenzim Q10’in etkinliğini özetlersek;

Yaşlanma: Yaşla birlikte vücutta koenzim Q10 düzeyleri azalmaktadır. Koenzim Q10, bir antioksidan olarak yaşlanmanın neden olduğu oksidatif stresi azaltır, yaşlanma sürecini geciktirir. Ratlarda yaşam süresini uzattığı bulunmuştur.
Alzheimer Hastalığı: Koenzim Q10’in, bu hastalıkta beyinde artan b-amyloid peptidlerinin in vitro yapımını önlediği gösterilmiştir. Ayrıca hastalığın patofizyolojisiyle ilişkili olan oksidatif stres ve mitokondriyal disfonksiyon karşısında antioksidan savunma sistemini geliştirir vemitokondriyal substrat ve kofaktörleri artırmaktadır.
Amyotrofik Lateral Sklerozis (ALS): Koenzim Q10, ALS hastalarında nöron-koruyucu etki göstermektedir. Hayvan modellerinde yaşam süresini uzatmıştır.
Parkinson Hastalığı: Farelerde MPTP-kaynaklı toksisiteye karşı koruduğu gösterilmiştir. Ayrıca koenzim Q10 hem malonat hem de 3-nitropropiyonik asit tarafından oluşturulan lezyonlara karşı da koruyucudur. Koenzim Q10 ile tedavi edilen bireylerde, hastalıkla birlikte azalan kompleks I aktivitesinde artma eğilimi gözlenmiştir. Koenzim Q10’in, Parkinson hastalığında fonksiyonların kötüye gidişini yavaşlattığı düşünülmektedir. Semptomatik ve terapötik fayda sağlamaktadır.
Huntington Hastalığı: Kompleks I aktivitesini artırır. Ayrıca ATP depolarının tükenişini ve beyindeki laktat artışını önlemektedir. Terapötik katkı sağlar ve nöron koruyucu etkisi vardır.
Friedreich Ataksi: (özellikle idebenon) Hücresel enerji durumunu (biyoenerjitiği) artırır. Ayrıca serbest radikal oluşumunu ve kardiyak yükü azaltır.
Kardiyomiyopati: Azalan hücresel biyoenerjitik aktiviteyi artırır, kalp dokusunda enerji üretimini geliştirir. Kardiyomiyopatide düzelme sağlar.
Konjestif kalp yetmezliği: Subjektif (yaşam kalitesi, hastanede yatış süresinin azalması) ve objektif (sol ventriküler ejeksiyon fraksiyonunun artışı, stroke indeksi, kardiyak debi) parametrelerde fayda sağlar. Standart medikal tedaviye yardımcıdır.
İskemik Hasarlar:İskemi-reperfüzyon sırasında hücresel hasara karşı korur. İskemi görülen ratlarda hayatta kalma oranını artırmıştır.
Kalp ameliyatları: Kardiyak ameliyattan 2 hafta önce yapılan koenzim Q10 suplementasyonunun, post-operatif kalp fonksiyonunu iyileştirdiği ve hastanede kalış süresini kısalttığı bulunmuştur.
Angina: Semptomları iyileştirir. Angina episodlarını ve nitrogliserin gereksinmesini azalttığı bulunmuştur.
Hipertansiyon: Sistolik ve diastolik kan basıncını azaltır. Toplam periferal direnci düşürür.
Egzersiz performansı: Atletik performansı geliştirdiğine dair bulgular istikrarsızdır.
Yorgunluk:Mitokondriyal fonksiyonu geliştirerek yorgunluğu azaltır.
Kanser: İmmun sistemi geliştirir ve antioksidan aktiviteyi artırır. Antrasiklin kemoterapi ilaçlarını (doxorubicin vb) alan hastalarda kardiyotoksisite ve karaciğer toksisitesine karşı koruduğu gösterilmiştir. Tümör nekrozis faktör-a seviyesini düşürür.
Diyabet: Bacaklarda, yorgunlukta ve mesanedeki rezidüel idrarda semptomları hafifletir. Endotelyal nitrik oksit sentetazı (eNOS) ve mitokondriyal oksidatif fosforilasyonu aktive ederek, endotelyal disfonksiyonu önler. Koenzim Q10 suplementasyonunun tip 2 diyabetli bireylerde kan basıncını ve uzun-dönemli glisemik kontrolü iyileştirebileceğini göstermiştir.
Mitokondriyal Bozukluklar: Yüksek dozlarda ve uzun süreli kullanım sonucunda muskular atrofi görülen hastalarda fiziksel performansı ve kas gücünü artırdığı gözlenmiştir.
Erkeklerde Kısırlık: Seminal sıvıda koenzim Q10 düzeylerinin yüksek olduğu ve sperm sayısı ve hareketliliğiyle doğru orantılı olduğu gösterilmiştir. Oksidatif strese karşı seminal sıvı ve sperm hücrelerindeki antioksidan savunmayı güçlendirmektedir.
Migren: Baş ağrılarının sıklığını ve süresini azaltır.
Astım: Bronşiyal astım hastalarının tedavisinde kullanılan kortikosteroid dozunu ve oksidatif stresi azaltabileceği gösterilmiştir.
Periodontal Hastalıklar: Periodontal ameliyatlardan sonra iyileşmeyi hızlandırır.
HIV/AIDS: Antioksidan aktivitesi sayesinde, kardiyomiyopati ve lipodistrofi gibi oksidatif stresin neden olduğu ve AIDS’le bağlantılı hastalıkların önlenmesine yardımcı olur.
Anti-aging, deri koruma ürünleri: Deride serbest radikalleri azaltarak, vitamin E yi korur. Fotohasarlı deride idebenon içeren kremin kullanılmasıyla 6. haftada deri kuruluğunun düzeldiği, hidrasyonun arttığı, kırışıklıkların azaldığı, genel foto-hasarın düzeldiği gözlenmiştir.

Koenzim Q10 çok az yan etkisi rapor edilmiş, genellikle güvenli bir suplemandır. Hastalığa göre kullanım dozu ve süresi değişmektedir. Koenzim Q10, 10-150 mg’lık kapsüller ya da tabletler şeklinde satılmaktadır ve genellikle 15 ile 100 mg aralığında kullanılır. Kardiyovasküler hastalıklarda dozlar genellikle 100-200 mg arasında değişmektedir. Migrende 100-150 mg/gün, mitokondriyal sitopati hastalarında günlük 15 mg/kg’a kadar olan dozlar kullanılmaktadır. Huntington hastalığında günlük 600 mg’lık doz kullanılırken, Parkinson’da 1200 mg’a kadar çıkılmaktadır.

Koenzim Q10 bazı ilaçlarla etkileşime girebilmektedir. Kolesterol düşürücü statinlerin, koenzim Q10 biyosentezini önlediğine dair araştırmalar mevcuttur. Warfarin kullanan hastalarda da takip edilmeden yüksek dozda koenzim Q10 kullanımı yapılmamalıdır.
Koenzim Q10 yetersizliğinin görüldüğü bu hastalıklarda, koenzim Q10 suplementasyonu sonucu plazma ve serum koenzim Q10 düzeylerinde bir artış sağlanmasına ve çeşitli klinik bulgularda düzelmeler olmasına rağmen, bu hastalıkların tedavisinde koenzim Q10 kullanımına yönelik daha fazla çalışma yapılması gerekmekte ve tedavi için gerekli doz ve süreye açıklık kazandırılması için daha ileriki çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Son yıllarda, çalışmaların bu besin öğesinin kalp hastalıkları, kanser ve diğer yaşa bağlı hastalıkların tedavisine yardımcı olduğunu göstermesi, koenzim Q10 üreticileri arasında da, talebi karşılayabilmek için bir mücadele ortaya çıkmıştır. Amerika’da koenzim Q10 başlıca kalp damar hastalıkları ve Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılırken, Avrupa ve Japonya’da koenzim Q10’in daha çok kozmetik, güzellik ve cilt bakım ürünlerinde kullanıldığı göze çarpmaktadır.

Global koenzim Q10 sektörünün 2005’te yaklaşık 150 ton olduğu belirtilmiştir, ve bu oran bir yıl öncekine oranla %50 artış göstermiştir. Japonya’da koenzim Q10 ürünlerinin piyasası 150 milyon $’a ulaşmıştır. Önümüzdeki 5 yılda, tüm dünyada koenzim Q10 talebinin ikiye katlanacağı ve 2009 yılı itibariyle, koenzim Q10 üretiminin 450 tona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Amerika’da 2000-2005 yılı arasında yapılan değerlendirmede (Mintel’s GNPD), piyasada 260 adet koenzim Q10 ürünü bulunduğu (diyetsel supleman ya da cilt bakım ürünü şeklinde) ve bunların %75’inin diyetsel supleman olduğu saptanmıştır. Mintel’in Avrupa veri tabanı ise koenzim Q10 kullanımının diyetsel suplemanlardan çok, topikal kozmetik ürünlerinde olduğunu göstermektedir (aynı zaman sürecinde listelenen 157 ürünün %25’i diyetsel supleman). Tüketiciler için fiyatlar doza ve etikete göre değişmektedir; günlük 100 mg’dan aylık toplam maliyet yaklaşık 30$ iken, günlük 1200 mg’dan yaklaşık 300$’ı bulmaktadır.
Koenzim Q10’in yeni “mucizevi besin öğesi” olduğuna dair iddialara rağmen, bazı bilim adamlarının bu konuda kuşkuları bulunmaktadır. Özellikle, koenzim Q10’in anormal düşük seviyelerinin, yukarıdaki bir çok hastalıkta yaygın bir faktör olduğu konusuna kesin gözüyle bakılsa da, birçoğu bu durumun o hastalığın nedenlerinden biri değil de, bir semptomu olduğuna inanmaktadır. Yine de, tüm dünyadaki bilim adamları koenzim Q10’in potansiyeli konusuna iyimser yaklaşmaktadır.

KAYNAKLAR:

1. Ross MS. Ubiquinone: A potent antioxidant and key energy facilitator for the heart.
Holist Nurs Pract 2007; 21(4): 213–214

2.Dhanasekaran M, Ren J. The emerging role of coenzyme Q-10 in aging, neurodegeneration, cardiovascular disease, cancer and diabetes mellitus. Current Neurovascular Research, 2005; 2: 447-459

3. Mason P. Potential uses for coenzyme Q10. Pharmaceutical J, 2005; 275: 379-382

4. Aksoy M. Beslenme Biyokimyası, 2000, Hatiboğlu Yayınevi, Ankara, 457-458

5. Crane FL. Discovery of ubiquinone (coenzyme Q) and an overview of function. Mitochondrion 7S, 2007: 2–7

6. Anon. Coenzyme Q10. Alternative Medicine Review 2007; 12(2): 159-168

7. Bhagavan HN, Chopra RK . Coenzyme Q10: Absorption, tissue uptake, metabolism and
pharmacokinetics. Free Radical Research, 2006; 40(5): 445–453

8. Singh U, Devaraj S, Jialal I. Coenzyme Q10 supplementation and heart failure. Nutrition Reviews, 2007; 65(6): 286-293

9. Crane FL. Biochemical functions of coenzyme Q10. Journal of The American Collage of Nutrition, 2001; 20(6): 591-598

10. Nalbant S. Yaşlanmanın biyolojisi. Türk Fiz Tıp Rehab Derg, 2006; 52 (Özel Ek A):
12-17

11. Beal MF. Mitochondrial dysfunction and oxidative damage in Alzheimer’s and Parkinson’s Diseases and coenzyme Q10 as a potential treatment. Journal of Bioenergetics and Biomembranes, 2004; 36 (4): 381-386

12. Galpern WR, Cudkowicz ME. Coenzyme Q treatment of neurodegenerative diseases of aging. Mitochondrion 7S, 2007: 146–153

13. Shults CW et al. Effects of coenzyme Q10 in early Parkinson Disease. Arch Neurol, 2002; 59: 1541-1550

14. Cooper JM, Schapira AHV. Friedreich’s ataxia: Coenzyme Q10 and vitamin E therapy.
Mitochondrion 7S, 2007 : 127–135

15. Artuch R et al. Cerebellar ataxia with coenzyme Q10 deficiency: Diagnosis and follow-up after coenzyme Q10 supplementation. Journal of the Neurological Sciences, 2006; 246: 153-158

16. Rosenfeldt F,Hilton D, Pepe S, Krum H. Systematic review of effect of coenzyme Q10 in physical exercise. BioFactors, 2003; 18 : 91–100

17. Portakal O, Özkaya Ö, Ünal ME , Bozan B, Koşan M, Sayek İ. Coenzyme Q10 concentrations and antioxidant status in tissues of breast cancer patients. Clinical Biochemistry, 2000; 33 : 279-284

18. Sinatra ST. “Care” cancer and coenzyme Q10. Journal of the American College of Cardiology, 1999; 33(3): 897-898

19. Hoenjet KMJLF, Dagnelie PC, Delaere KPJ, Wijckmans NEG, Zambon JV, Oosterhof GON. Effect of a nutritional supplement containing vitamin E, selenium,vitamin C and coenzyme Q10 on serum PSA in patients with hormonally untreated carcinoma of the prostate: A randomised placebo-controlled study. European Urology, 2005; 47: 433–440

20. Hodgson JM, Watts GF, Playford DA, Burke V, Croft KD. Coenzyme Q10 improves blood pressure and glycaemic control: a controlled trial in subjects with type 2 diabetes
European Journal of Clinical Nutrition, 2002 ; 56: 1137–1142

21. Salles JE, Moisés VA, Almeida DR, Chacra AR, Moisés RS. Myocardial dysfunction in mitochondrial diabetes treated with Coenzyme Q10. Diabetes Research and Clinical Practice, 2006; 72: 100–103

22. Sheweita SA, Tilmisany AM, Al-Sawaf H.Mechanisms of male infertility: Role of antioxidants. Current Drug Metabolism, 2005; 6 (5): 495-501

23. Hershey AD et al. Coenzyme Q10 deficiency and response to supplementation in pediatric and adolescent migraine. Headache, 2007; 47: 73-80

24. Hargreaves IP. Coenzyme Q10 in phenylketonuria and mevalonic aciduria.
Mitochondrion 7S, 2007: 175–180

25. Oudshoorn JH, Lecluse ALY, Berg R, Vaes WHJ, Laag J, Houwen RHJ. Decreased coenzyme Q10 concentration in plasma of children with cystic fibrosis. J Pediatr Gastroenterol Nutr, 2006; 43(5): 646-650

26. Gvozdjáková A, Kucharská J, Bartkovjaková M, Gazdíková K, Gazdík F. Coenzyme Q10 supplementation reduces corticosteroids dosage in patients with bronchial asthma. BioFactors, 2005; 25 : 235–240

27. Miles MV et al. Coenzyme Q10 in Children With Down Syndrome. Pediatr Neurol,
2006; 35(1) : 30-37

28. Kalpravidh RW, Wichit A, Siritanaratkul N, Fucharoen S. Effect of coenzyme Q10 as an antioxidant in b-thalassemia/Hb E patients. BioFactors, 2005; 25: 225–234

29. Wilkinson EG, Arnold RM, Folkers K, Hansen I, Kishi H. Bioenergetics in clinical medicine. Adjunctive treatment with coenzyme Q in periodontal therapy. Res Commun Chem Pathol Pharmacol, 1975; 12(1): 111-23

30. Hanioka T, Tanaka M, Ojima M, Shizukuishi S, Folkers K.Effect of topical application of coenzyme Q10 on adult periodontitis. Mol Aspects Med , 1994; 15 Suppl: 241-8
31. Tomasetti M, Littarru GP, Stocker R, Alleva. Coenzyme Q10 enrichment decreases oxidative DNA damage in human lymphocytes. Free Radic Biol Med. 1999; 27: 1027-1032

32. Niklowitz P, Sonnenschein A, Janetzky B, Andler W, Menke T. Enrichment of coenzyme Q10 in plasma and blood cells: defense against oxidative damage. Int. J. Biol. Sci. 2007; 3: 257-262

33. Tsuneki H, Sekizaki N, Suzuki T, Kobayashi S, Wada T, Okamoto T, Kimura I, Sasaoka T. Coenzyme Q10 prevents high glucose-induced oxidative stress in human
umbilical vein endothelial cells. European Journal of Pharmacology, 2007; 566: 1–10

34. Türsen Ü. Deri yaşlanmasının topikal ajanlarla önlenmesi. Dermatose 2006; 5(4): 267-283

35. Fuller B, Smith D, Howerton A, Kern D. Anti-inflammatory effects of CoQ10 and colorless carotenoids. Journal of Cosmetic Dermatology, 2005; 5: 30–38

36. Niklowitz P, Menke T, Giffei J , Andler W. Coenzyme Q10 in maternal plasma and milk throughout early lactation. BioFactors, 2005; 25: 67–72

37. Quiles JL, Ochoa JJ, Ramirez-Tortosa MC, Linde J, Bompadre S, Battino M, Narbona E, Maldonado J, Mataix J. Coenzyme Q concentration and total antioxidant capacity of human milk at different stages of lactation in mothers of preterm and full-term infants. Free Radical Research, 2006; 40(2) : 199–206

38. Teran E,Vivero S, Racines-Orbe M, Castellanos A, Chuncha G, Enriquez G, Moya W. Coenzyme Q10 is increased in placenta and cord blood during preeclampsia. BioFactors, 2005; 25: 153–158

39. Lieberman A, Lyons K, Levine J, Myerburg R. Statins, cholesterol, Co-enzyme Q10, and Parkinson’s disease. Parkinsonism and Related Disorders, 2005; 11: 81–84

40. Day C. The Fall and Rise of Coenzyme Q10. Nutraceutical Business & Technology, 2007; 3 (2) : 24-27

Bu İşlemi Yapabilmeniz İçin Üye Olmalısınız
Gizle

Bu Hizmet Yakında
Gizle

 

kilit
anahtar
puanpuanpuanpuanpuan
4139 Kez İzlendi   Süre: 00:55
hepsi

Dyt. Nil Şahin GÜRHAN

uzman resim

Yılbaşı Gece

Yılbaşı gecesinde sunulan ikramların birçoğu yüksek kalorili ve besin değeri düşük seçeneklerdir. Kendimizi aşırı sıkmadan, stres ve heyecan yapmadan mümkün olan en sağlıklı