
Kilo vermek sadece matematiksel bir kalori hesabı olsaydı, “Brokoli yemelisin, şekerden uzak durmalısın” cümlesi dünya üzerindeki obezite sorununu çözmeye yeterdi. Hepimiz neyin sağlıklı olduğunu biliyoruz, peki neden uygulayamıyoruz?
Cevap tabağınızda değil, zihninizde gizli. Zihni ikna etmeden, bedeni değiştiremezsiniz. Yiyeceklerle kurduğunuz karmaşık ilişkiyi çözmenin tam zamanı!
Duygusal Yeme: Buzdolabındaki Teselli
Stresli bir iş günü, yalnız geçen bir akşam veya kutlanması gereken bir başarı… Eliniz otomatik olarak o çikolata paketine mi gidiyor? Buna “Duygusal Açlık” diyoruz.
Farkı Nasıl Anlarsınız? Fiziksel açlık yavaş yavaş gelir ve bir kase sebze çorbasıyla da tatmin olur. Duygusal açlık ise “aniden” vurur ve spesifik olarak şekerli/yağlı yiyecekleri (comfort food) ister.
Çözüm: Duyguyu yiyecekle bastırmak, yaranın üzerine yara bandı yapıştırmak gibidir; iyileştirmez, sadece saklar. İlk adım, o an ne hissettiğinizi (Öfke? Yalnızlık? Can sıkıntısı?) isimlendirmektir.
Dopamin Döngüsü ve Bağımlılık
Kendinizi “iradesiz” hissettiğiniz anlarda kendinize yüklenmeyin. Modern gıda endüstrisi, beyindeki ödül merkezini (dopamin reseptörlerini) uyarmak için tasarlanmış “hiper-lezzetli” ürünler sunar.
Şeker ve işlenmiş gıdalar, beyinde tıpkı diğer bağımlılıklar gibi geçici bir haz patlaması yaratır. Bu biyokimyasal bir savaştır.
Bu döngüyü kırmanın yolu, hazzı yemekten değil; hareketten, hobilerden ve sosyal ilişkilerden almaya başlamaktır. Beyninizi yeniden programlamak zaman alır, sabırlı olun.
“Ya Hep Ya Hiç” Sendromu (Mükemmeliyetçilik Tuzağı)
Diyet psikolojisinin en tehlikeli virüsü: “Bir kurabiye yedim, diyet bozuldu, o zaman paketin tamamını yiyeyim.”
Bu düşünce yapısı, telefonunuzun ekranı hafif çizildi diye telefonu yere atıp kırmaya benzer. Hayat siyah ve beyaz değildir, grilerle doludur. Bir öğünde ipin ucunu kaçırmak başarısızlık değil, sadece bir veridir. Bir sonraki öğünde rotayı düzeltmek sizin elinizdedir.
Beden Algısı ve Öz Şefkat
Kendi bedeniyle savaşan biri, o bedeni iyileştiremez. “Bu halimden nefret ediyorum” diyerek başlanan bir diyet süreci, stres hormonu olan kortizolü artırır ve süreci daha da zorlaştırır. Değişimi, nefret ettiğiniz bir bedenden kurtulmak için değil; sevdiğiniz bir bedene hak ettiği bakımı vermek için isteyin. İç sesiniz, en yakın arkadaşınıza söylemeyeceğiniz kadar acımasızsa, onu susturma vakti gelmiştir. Kendinize şefkat göstermek, disiplini bozmak demek değildir.
Yasak Meyve Cazibesi
Beynimiz yasaklara odaklanmaya meyillidir. Kendinize “Asla çikolata yemeyeceğim” derseniz, gün boyu aklınızda sadece çikolata olur. Kısıtlama zihniyeti (scarcity mindset) yerine bolluk zihniyetine odaklanın. “Şunu yiyemem” yerine “Vücudumu beslemek için şundan daha fazla yemeliyim” deyin. Kontrollü özgürlük, katı yasaklardan daha sürdürülebilirdir.
Sonuç: Zihin Dönüşürse Beden Takip Eder
Kilo verme yolculuğu, aslında kendinizi tanıma yolculuğudur. Yiyecekleri bir kaçış, bir ödül veya bir ceza aracı olarak kullanmayı bıraktığınızda; beslenme sadece bedeninizi besleyen doğal bir eyleme dönüşür. Rejimde.com, tabağınızdakiler kadar aklınızdakileri de önemsiyor.
Rejimde Ailesine Katıl! 🚀
Yazıları okuyarak puan kazan, seviyeni yükselt!




